ALLAH'A NEDEN İNANMIYORUM? | DENEME

by - 2/22/2017



İlkokuldayken din öğretmenim sormuştu bu soruyu bana.
"Allah'a neden inanmıyorsun?" Cevap verememiştim. Hala da veremiyorum. Her gece büyük bir umutsuzlukla girdiğim o yataktan hiç çıkmamak için yalvardığım dedeme ne zaman inanmayı bırakmıştım? Emin değildim. Tek hatırladığım göz yaşlarıyla ıslattığım yastığım ve camı olmayan odamın karanlığına gömülen hayal kırıklığımdı.
Çocukken Allah'ın her şeyi yaratan yaşlı bir dede olduğu söylenmişti bana. Büyük bir gürültüyle duvara çarpan bardakların ve yere düşen eşyaların yarattığı merakla dedemin yanına gittiğim o gün Allah'tan korkmuştum biraz. Balkonda yerde yatan babaannemi gördüğümde olayı anlayamamış dedemin beni kucağına alıp balkonun camında tuttuğunda ise korkuyla bağırmıştım.
" Anne!"
 Beni camdan atmak istediğini düşünmüştüm o gün. Ne yapmaya çalıştığına dair şuan bile bir fikrim yoktu. Tek hatırladığım babaannemin yerden kalkmaya çalışıp haykırması ve benim korkuyla çırpınışlarımdı. Yüksekten ve Allah dededen ilk o gün korkmaya başlamıştım.
Allah kötü ve sevmediği çocuklara korkunç bir hayat yaşatıyormuş. Parkta oyun oynarken tanıştığım çocuk öyle söylemişti. O bunu söyleyince çok sevinmiştim, ben kötü bir çocuk değildim. Fakat sonra yüzüm düşmüştü. Peki neden bana kötü bir hayat yaşatıyordu? O gün parktan döndüğümde kıyafetlerim kirlendiği için dayak yedim. Odama üstümü değiştirmek için girdiğimde ise tavana bakarak ona seslendim.
" Ben kötü bir çocuk muyum dede?"
Ertesi sabah yatağımdan hızla fırladım ayıcıklarımı kontrol ettim. Acaba onlara kötü mü davranmıştım? Sonra salona, koltuklara döndüm. Çok sert mi davrandım koltuklara? Üzerinde çok zıpladım galiba. Daha sonra elimin değdiği bütün eşyalara yeniden dokundum ve özür diledim. Onlara daha nazik ve daha iyi davranacağıma söz vermiştim. Fakat o gün kapşonlu kazağımın şapkasından tutarak beni ayağa kaldırmaya çalışan ve bana bağıran annemin yüzüne baktığımda neyi yanlış yaptığımı anlayamamıştım. Yavaşça odama girdim ve boğazımdaki ize baktım. Çok sert çekmişti şapkadan. Nefes almakta zorlanıyor, yutkunamıyordum. Yatağa girdiğimde her gece yaptığım gibi dua ettim. Önce ayıcıklarımın mutlu olması için dua ettim dedeme. Sonra ise beni yarın uyandırmaması için. Ölümün ne demek olduğunu bile tam olarak bilmediğim o yaşlarda ölmek istedim. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum, o yüzden Allah'a seslendim. Yalvardım. Artık bu hayatı yaşamak istemiyordum. Yere yemek döktüğüm için dayak yemek istemiyordum. Ne yaptığımı bile anlamadığım zamanlarda yüzüme çarpan tokattan yorulmuştum. Okulu seviyordum, arkadaşlarımı seviyordum. Bu evden ve hayattan kurtarıyordu beni fakat artık o da yetmiyordu. Uzun bir süre her gece aynı şekilde dua ettim Allah'a. Fakat sürekli yeni bir sabaha uyanmaya devam ettim.
İlkokuldaki din öğretmenin neden inanmıyorsun diye sorduğunda çünkü beni duymadı demek istemiştim. Çünkü beni öldürmedi. Çünkü bana bunları yaşatmaya devam etti. Çünkü bana yardım etmedi. Ve ben yaşadığım acıların içinde kayboldum. Ama diyemedim. Neden inanmıyorsun sorusuna cevap veremedim. Ve ne zaman sorulsa boş gözlerle bakıp geçmişi hatırlamaya devam ettim. En çok da yalvardığım gecelere ve beni dayakla uyandıran sabahlara kızdım.

BUNLARA DA BAKMALISIN!

38 yorum

  1. Ne olduysa yorumum silindi Eda kızım. Yazın beni üzdü. Gerçeğin ise eğer üzülürüm. Ama o şekilde öğrenmen ne dedenin yanılgısı, ne de gerçeği bilen yok. Sanırım ezber halinde ve akıllarımızda böyle kalmaya devam edecek. Sevgiler Eda kızım ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarken bende üzüldüm. Kendi hayatımdan esinlenerek yazdım. Bazı yerler abartı bazıları gerçek. Bazılarını hatırlamıyorum çocuk aklımla ve bakış açımla bende kalanları yansıttım.

      Sil
  2. Çok üzücü gerçekten. Bilmiyorum senin yaşadığın olaylar mi ama umarım bizler cocuklarimiz icin iyi anneler olabiliriz. Okurken aglamamak için zor tuttum kendimi. Çünkü yaşantılar var... unutulmayan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha kötülerine maruz kalan çocuklar var. Biraz onlara ithafen biraz kendime... Kendi yaşadıklarımın üzerine katarak yazdım. Çok zor bir yazı oldu benim için. Çünkü hep gizlerim o zamanları zihnimde. Ama eğer olur da anne olursam bazı şeyleri yaşayıp kendimi eğittiğim için dikkatli olacağımı düşünüyorum. En azından öyle olmayı umut ediyorum.

      Sil
    2. Eda, değişik yorumlar alabilirsin. Bu seni üzmesin canım. Seninle bloğumda dertleştik. Ben bu yazını gayet dürüstçe buldum. Allah affedicidir. İnsanlar kesin yargılıdır zaman zaman. Çocukluğunun kötü geçmesi, o günleri güzel geçirmen gerektiği hakkının sende büyüyünce de mahfuz olması demektir. Bu yorumu bu nedenle yeniden bıraktım. Sevgilerimle kızım :)

      Sil
    3. Ece ablacım sanki içimi okudunuz da öyle bıraktınız bu yorumu. Çok teşekkür ederim desteğiniz, sevginiz ve o içtenliğiniz için. Sevginin gittikçe yok olduğu bir zamanda hiç tanımadığım insanlardan gelen bu içten sevgiyle karşılaşmak çok mutlu ediyor beni. İyi ki varsınız.

      Sil
  3. Off bunlar çok ağır çok. Ağlattın beni. Ne diyeceğimi bilemiyorum ama içim acıdı okurken :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim amacım üzmek değildi ama yazarken bende üzüldüm.

      Sil
  4. Çünkü aslında ona kişilik yüklediğimiz için tüm bunlar... oysa bizden değil, bizden öte... aklımızdakilerden öte... bildiklerimizden, yakıştırdıklarımızdan öte... yüklediğimiz tüm anlamlardan öte... ama biz sanki bizdenmiş gibi bekliyoruz birşeyleri ve kırılıp güceniyoruz sanki biz gibi birine gücenir gibi... belki "suçlu"yu beklenti içinde olduğumuzda değil onu öğretilerle kalıplara koyup anlamlandırmamız için bize sunan kişilerde ve hatta onu kişileştirdiğimiz-kalıplara tıkıştırmaya devam ettiğimiz için kendimizde aramalıyız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Sanırım biraz kişiselleştirip ona maddi bir anlam yüklüyoruz. Bundan dolayı kırgınlıklar...

      Sil
  5. Her cocuk kendisine sevgiyle sefkatle buyutulmek gibi, en insani hakka sahipken bazen en yakinlari bir hayati derinden sarsacak nasil bir davranista bulunduklarini bilemiyorlar. Bu yazi cok inancli bir arkadasimin annesi nedeniyle yasadigi sorunlari hatirlatti bana. Yillarca affetmedi annesini sonra gercekleri gordu. Annesi psikolojik rahatsizliklari oldugu icin oyle davranmisti. Cok sevdigi kiz kardesi vefat etti. Cok zeki olmasina ragmen okuyamadi. Fazlaca saglik sorunlari yasadi. Hep imtihan olarak gordu. Butun bunlar olurken Allah inancim beni ayakta tutuyor diyordu.
    Yasadiklarina gercekten uzuldum bir cocugun o yasta oyun yerine yasamak istememeyi dusunmesi cok aci.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok farklı hayatlar ve hikayeler var. Öncelikli olarak kendi hayatımızı sindirmeli ve affetmeliyiz. Suçlu çok aramaya kalksak. Benim annem de çok küçük yaşta görücü usulü evlendirilmiş. Beni doğurduğunda 16 yaşındaymış sanırım. Onun da çok zor bir hayatı olmuş. Psikolojik olarak büyük savaşlar vermiş. Bize verilen hayattan şikayet etmek yerine onu iyiye dönüştürmek gerekir. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum.

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Çok çok etkileyici... 😔

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, daha devamı gelecekti yazının ama bir türlü duygu ve düşüncelerimi kelimelere dökemedim.

      Sil
  8. Yok üzücü.. Ne diyeceğimi bilemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim okuyup yorum yapman beni mutlu etti.

      Sil
  9. Bir Deist'in anıları..
    Üzülme her çocuğa söylenen yalanları sana da söylemişler. Hayatın için de üzgünüm..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, çocuklara bu tarz yalanlar söylenmemeli.

      Sil
  10. ağır şeyler yaşamışsın,, üzücü...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzerinden çok zaman geçti atlattım sanırım.

      Sil
  11. Allaha neden inanmalıyız? - sorusuna cevap ararsak sanırım daha çok nedenler çıkacak karşımıza. Rabbimiz "Rahmetim gazabımı geçmiştir" mealinde bir ayetde açıklamıyormu. Çocuklara Allahı anlatırken onun rahmetinden bahs etmek lazım aslında. Rabbini öyle tanıyan bir çocuk en kötü anında Ona sığınarak hayatın zorluklarına da dayanabilme gücüne sahip oluyor. Hiç bir çocuk kötü davranışı hak etmiyor. Ona böyle davrananlardan da Rabbimiz hesap günü üzerlerindeki hakları talep ederken bir daha rahmetini gözler önüne serecektir. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, teşekkürler yorumunuz için.

      Sil
  12. bu yazını bak bloguma koyduum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çook teşekkür ederim, çok mutlu oldum ve gurur duydum.

      Sil
  13. Üzücü bir yazı. Çocukları rahat bırakmak gerek. Adı üstünde çocuk. Onlara şiddet uygulamak acizlikten başka bir şey değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Şu dünyada en çok çocukların çektiği acılar beni kahrediyor. Bir tek onları düşününce toparlayamıyorum kendimi. Çünkü hak etmiyorlar.

      Sil
  14. O kadar güzel yazmışsın ki,aklıma yaşadıklarım geldi.Duygulandırdın hatta ağlattın bile diyebilirim başarılarının devamını dilerim gfcden takibe aldım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, hoş geldin öyleyse.

      Sil
  15. Evvela Allah dede lafı yanlış, küfürdür. (Allah baba diyenler de vardır.) Allah c.c. yarattığı hiç bir şeye benzemez.

    İnsanlara bakarak O'na inanmaya çalışırsak yanılırız. Ayrıca bir insan müslüman da olsa, kafir de olsa başına bela ve musibet gelebilir. Bunlarla da Allâh’ın varlığı yokluğu isbat edilmez. Sadece O vardır. Kayıtsız, şartsız inanırız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlışı ve doğruyu bir tek O bilir. Tıpkı insanların en saf duygu ve düşüncelerini bildiği gibi. Bu nedenle kimin nasıl hitap ettiğinin ve nasıl yaşadığının bir önemi yoktur. Elbette vardır veya yoktur diye bir kelime kullanmak doğru değildir. İnanmak veya inanmamak gibi bir seçimi vardır insanların. Kimseyi bu seçimden dolayı yargılamamak gerek. Zira bunu yapacak kişi bellidir.

      Sil

    2. Ben de kendiliğimden konuşmuyorum. O'nun c.c. kelamına göre yazdım. Aşağıdaki tevbe suresindeki bu ayeti okuyunca; onun ne oğlu ne de babası, dedesi olabileceğini düşünmemek gerektiğini anlamalıyız.


      30- Yahudiler, "Uzeyir Allah'ın oğlu" dediler, Hıristiyanlar da "Mesih Allah'ın oğlu", dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!

      Sil
    3. Sizde din konusunda yetersiz bilgiye sahipmişim gibi bir izlenim bıraktım sanırım. İslam ve diğer dinler hakkında yeterli bilgiye sahibim. Yazıda anlatmaya çalıştığım şeyi yanlış anlayıp olayı başka yerlere çekiyorsunuz şuan. Umarım yeniden okur ve demek istediğimi, yansıtmak istediğimi anlarsınız.

      Sil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  17. güzel anlatım olmuş biraz gözlerde buğulanmalar olmadı değil, tanıştığımıza sevindim sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ben de çok mutlu oldum tanıştığımıza.

      Sil
  18. Eda kızım. Yayının var da göremiyor muyum bilemiyorum. Merak ettim seni canım :(

    YanıtlaSil
  19. Beni de annnem küçükken Allah şöyle yapar böyle yapar diye korkutuyordu yaramazlık yapınca. Kadıncağız da napsın söz dinlemezdim ben de, tek kozu buydu :) Yalnızken dini objeler görünce içimde korku oluşmaya başlamıştı zamanla. Annem bunu farketmiş olmalı ki bu korku mu düzeltti. Kişi ne kadar yanlış yetiştirilirse yetiştirilsin, onun kaderinde varsa, elbet doğruyu bulur. İnsan, aklı belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra kitap okuyarak, araştırarak, gezerek vs. merak ettiği konularda doğruya ulaşma çabasına giriyor. Benim inancıma göre zaten biz de doğruyu bulma çabası için dünyaya gönderildik. Hiç sıkıntı çekmeyerek ibadet etseydik, ki bunu melekler yapıyor, bizde melek olurduk. Ama Allah bizi meleklerden daha üstün kabul ediyor. Allah kimi insanı zorluklara sokar tövbe etmesi için, kimi insana da varlık verir şükür etmesi için. İyi de kötü de bizlerin elinde, zorlukta olunca isyan yerine sabredip dua edilmeli bence.
    Bende bu yazıya benzer olaylar yaşadığım için düşüncemi yazmak istedim öyle :) Tv programları gibi olacak ama burdan anneme de selamlarımı göndermek isterim, kulaklarını çınlatmışımdır şimdi :)

    YanıtlaSil